|
KALE 7.yy'da, Arap akınlarına karşı kentin
korunması için yapılmıştır. Lüzinyanlar döneminde, Kantara
kalesi gibi önemli bir yer olmuştur. Bu dönemde kale bazı
yapısal değişikliklere de uğramıştır. Bu restorasyon çalışmalar
1373 yılındaki Cenevizliler kuşatması ile ara bulmuş, daha
sonra yeniden devam etmiştir. Kale yapılırken o dönemin savunma
taktikleri zırhlı şövalye ve okçulara göre düşünüldüğünden,
1489'dan sonra kaleyi kontrole alan Venedikliler, Osmanlı
topçu saldırılarını gözönüne alarak yeniden inşaya girişmişlerdir.
Kuzeybatı ve güneydoğu kulelerini ekleyerek, önlemler almaya
çalışmalarına rağmen, Lefkoşa'daki Osmanlı zaferinden sonra
kaleyi direniş göstermeden 1570 yılında Osmanlılara teslim
etmişlerdir. Kaleye giriş bir hendek üzerinden olmaktadır.
1400'lü yıllara kadar bu hendek içi su dolu olarak kullanılmıştır.
İç kapının tonozunda bulunan üç aslanlı Lüzinyan amblemi başka
bir yapıdan buraya getirilmiştir. Kalenin içinde 1100'lü yıllarda
yapıldığı sanılan bir Bizans kilisesi (St. George Kilisesi)
yer almaktadır. 1570 yılında Kıbrıs'ın Osmanlılar tarafından
fethi sırasında şehit düşen Osmanlı Amirali Cezayirli Sadık
Paşa'nın lahiti de kalede bulunmaktadır. Kalenin diğer bölümlerini
Kuzeybatı, Güneybatı ve Güneydoğu Venedik kuleleri, Lüzinyan
dönemi Bekçi odası, Lüzinyan dönemine ait büyük salon, çeşitli
zindan ve ambar amaçlı kullanılmış olan odalar, Bizans dönemine
ait kule, Venedik Savunma platformu, sarnıç, Venedik dönemine
ait cephanelik ve top mazgalı ve Batık Gemi Müzesi oluşturur.
Kalede yakın dönemde, Eski Eserler Dairesi tarafından yapılan
çalışmalarla çeşitli tarihsel tipleme ve mekan canlandırmaları
ile adeta bir Açık Hava Müzesi atmosferi yaratılmaya çalışılmaktadır.
|